TÖRE KURBANI FOK BALIĞI
Onu bulduğumda bahçe kapımızın önünde yarı baygın halde yatmaktaydı. Kapkara gözlerini bir kere gören kişinin ona yardım etmemeyi düşünmesi imkansızdı. Belli ki sıcak hava onu bu duruma getirmişti. Yanına eğildim, cebimdeki bozukluklardan verecek oldum.
"Yanıyorum ulan, parayı mı içecem, çabuk bana bi bardak su getir" dedi."Tamam abi !" diyecek oldum ama öylesine güzel kullanmıştı ki emir kiplerini, zamanı yeni bir cümleyle israf etmenin onu daha da sinirlendireceğini düşünerek eve koştum. Buzdolabından aldığım sürahi ve bardak ile geri döndüm. İlk yudumu içtikten sonra verdiği tepki
"Ilık ulan bu..! Buzdolabın yok mu koskoca adam olmuşsun.. " dedi.
"Yaa kusura bakma, hava sıcak işte demin evden çıkarken soğuk suyu ben içtim, onu da dolaba yeni koymuştum.. ondandır"dedim
"İnsanoğlu değil misiniz, hepiniz aynısınız " dedi, ılık dediği sürahi dolusu suyu bir seferde lıkır lıkır içmeden önce..
"Abi senin buralarda ne işin var, kutuplarda yaşıyor diye biliyordum ben seni.. hatta geçenlerde belgesele çıkmıştın.. Biz millet olarak fok balıklarını çok sempatik buluruz.. İmkanım olsa sizlerden beslerim bir tane ama, bizim apartmanda evcil hayvan beslemek yasak" diyecek oldum, lafımı bitiremeden..
"aslına bakarsan, ben evcil değilim o nedenle sizde kalmamın pek sorun olacağını zannetmiyorum" dedi, beyaz kürkünü kocaman diliyle yaladıktan sonra olmayan kuyruğunu sallar gibi yaparak.. Aklınca sempatiklik yapıp kendini bana şirin göstermek niyetindeydi.
"Abi ne yapıyorsun, koskoca adam geçmiş karşıma yavru köpek triplerine giriyorsun, ayıp valla hiç yakıştıramadım sana" dedim. Hemen kendine çeki düzen verdi, mahcup bi hal aldı, şimdi de bildiğin kedi yavrusu.. "Abi.. bak valla yasak bizim apartmanda, ne evcil ne de yabani hayvan beslenmiyor.. Tamam fok balığısın ama akvaryumda yaşamıyorsun sonuçta.. İnan çok isterim ben de seninle yaşamayı ama şartlar malum.. Yau hiç soramadım şaşkınlıktan ne işin var senin ta istanbullarda.. ?"
Yeniden ilk geldiği andaki kederli haline döndü, uzaklara bakarak konuşuyordu sanki sesini oralardan biri duyacakmış gibi, sanki uzaklardaki kişi onu dinliyormuş da başını sallayarak onun söylediklerini onaylıyormuş gibi.. sankiii ... "Uzun hikaye evlat! Bizim oralar medeniyetten uzak bilirsin.. Malum soğuk hava.. Kar kış derken medeniyet pek uğrayamıyor.. Taş devri bile henüz çok uzak bir ihtimal bizim kasabaya.. Medeniyetin olmadığı yerde de ne vardır bilir misin?".. Soran gözlerle bana bakıyordu.. Kalkık kaşları soru kipini pekiştiren bir ifade katmıştı bu haline... Eğer karşınızdaki kişinin sizi dinlemesini ve anlattıklarınıza ilgisini denetim altında tutmak isterseniz, konuşmanızda yer yer soru cümleleri kullanırsınız.. Bu tekniğe psikolojide muhakkak bir isim verilmiştir, verilmedi ise ayıp edilmiştir. Neyse beyaz fok balığı bu tekniği iyi kullanıyordu. "Ne vardır abi ? "dedim bu sessiz bekleyişi bir an evvel sonlandırmak için."Töre ! Medeniyet olmayan yerlerde töre vardır evlat.. sevdiğim fok balığını alabilmek için başlık parası biriktirmem gerekiyor. O nedenle İstanbul a geldim, taşı toprağı altın dediler.. Kalacak yere ihtiyacım var, sen temiz yüzlü bir abimize benziyorsun, bana yardımcı olursun"..
Israrcı biriydi, bense böyle durumlarda ters tepki verirdim, biri bana herhangi bir konuda ısrar ediyorsa ben tersi istikamette giderdim.. İşlerin çok fazla uzamasını istemedim.. Abi istersen seninle şöyle bi boğaz turu yapalım.. Balık yeriz seversin sen balığı, hem biz de balığın yanında rakı içme adeti de vardır, rakı güzeldir.. Gel abi" dedim.. Niyetim, onu önce sarhoş edip İstanbul boğazının serin sularına atmaktı, olmadı kapalı çarşıdaki dericilere götürüp peşimi bırakmasını yoksa kürkünü satacağımı söyleyip tehdit ederdim.. Yapacak bişey yoktu.. Çok kötü kurgulanmış saçma sapan bir rüyanın içinde olduğumun farkındaydım ve başka kurtuluş yolu bulamıyordum..
"Tamam, ama gelmişken istanbul türbelerini, Eyüp Sultan Hazretlerini de ziyaret edelim" dedi..
SON...



