ŞARKI BİTSİN ÖYLE GİDERSİN !
İÇ - GECE TAKSİM'DE BİR BAR
Barda, yan yana taburelerde oturan bir adam ve bir kadın, karşılarında kendi işiyle meşgul bir barmen. Adam otuzlarının ortalarında. Eşofmanları ile oturmakta. Kadın yirmilerinin sonunda. Dekolte bir gece elbisesi var üzerinde. Mekandaki müşterilerin çoğu çekilmiş. sabah ışıkları vurmaya başlamış. Barmen, birazdan gitmezlerse onları kibar bir şekilde kovmanın yollarını düşünüyor, gözleri gitsinler diye bakmakta.
KADIN:
Birer içki daha ?
ADAM:
Karanlık. Her yer karanlıktır. Duvardaki saati zar zor seçersin. Üçbuçuk. Belki dördüdür gecenin. Nedendir bu saatte uyanmak? Zaten geç yatmışsın. Rüya görmen gereken saatler aslında. Susadığını düşünüp, bir kaç yudum su içersin masanın üzerindeki su bardağından. Sonra dönersin yatağına ama artık çok geçtir, Uyku denilen alçak zamanının hiç uygun olmadığında, en imkansız yerlerde, uyumaman gerektiğinde gelir bulur seni. ama işte, alarmın çalmasına daha en az üç saat varken o ortalarda yoktur. Uyku acımasızdır. Bir süre amaçsızca gözlerini yumarsın, daha sıkı. Daha da sıkı. Ta ki gözleri sıkı kapatmakla uykunun gelmesinin doğru orantılı olmadığını çözene kadar.
Kalkıp balkona çıkarsın. Güneş daha doğmamış, ama belli belirsiz bir aydılık var gökyüzünde. Sokak köpekleri ortalıkta. Gece vardiyasındalar daha. Zaman zaman sebepsizce havlamaktalar.
Sigara paketi ve çakmağını almak için yoklarsın cebini. Elini cebine atarsın, ne sigara ne paket var orada. Sonra aslında sigara içmediğini ve aslında sigaraya HİÇ başlamadığının farkına varırsın. Sigara içilebilmesi en mümkün andır, o anlar. Belki de hayatında ilk kez sigara içmediğine hayıflanırsın. Sende biliyorsun di mi? Uykusuzluğumun, içimdeki daralmanın, olmayan bir cepte içilmeyen bir sigara aramanın sebebini, sen de biliyorsun. Hani aklının arka tarafında uyurken bile düşündüğün biri vadır. Gece gece başına gelen bütün bu saçmalığın sebebi. aşk işte... Uyumadan geçirdiğin bir gecenin sonunda herkesten önce güne başlamak. Ve aşk, işte böyle bir gece tepetaklak gelir.
KADIN:
İki kuruş para verip, bir kaç içki ısmarladın diye sabaha kadar seni dinlemek zorunda mıyım ulan ? Sen bu gece dinledğim kaçıncı sarhoşsun biliyor musun? Yok uyuyamamış da yok bilmem aşık olmuşmuş. Otele mi götüreceksin, burda mı yapacaksın? Hadi ne yapacaksak yapalım. Yoksa ben gidiyorum. Parayı iade filan da etmem ona göre. Ulan iki saattir seni dinliyorum be. Bak ben gidiyorum! Hey, beni duyuyro musun? Kime diyorum be!
Gece hayatının kadını ayağa kalkmış gitmek üzeredir. Tam bu esnada Anathema'dan fragile dreams duyulmaya başlar barın köşesindeki hoporlörden, ağır ağır çalmaktadır (imkanı olanlar dinlesin lütfen). Adam eliyle müzik sesinin geldiği tarafı işaret eder, Yavaşça kadına döner.
ADAM:
Dur! Şu şarkı bitsin öyle gidersin.
Müzik eşliğinde İstiklal caddesinde yürüyen tek tük insanlar, sabaha merhaba diyen simitçiler, yerleri süpüren çöpçüler ve eşofmanları ile arka sokaklardan birine dalarak uzaklaşan bir adam görürüz.. Ekran kararır.

Müzik eşliğinde İstiklal caddesinde yürüyen insanlar.. satıcılar.. yerleri süpüren çöpçüler.. ve eşofmanları ile arka sokaklardan birine dalarak uzaklaşan bir adam görürüz.. Ekran kararır..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder