"Yazdıkları Yalnızca Yalnızlıklarından arta kalan bir adamdan hikayeler.."
Bazen bir şeyi çok istersin.. Neden istediğini, nasıl
isteneceğini unutucak kadar çok.. Ama istediğinin olması için elinden hiçbir şey gelmez . İnsanların ellerinden hiçbir şey gelmemesi haline “UMUT” adı verilir.
Zifiri karanlık bir odada anahtar deliğinden içeri sızan ışıktır umut. Aradığın
ve istediğin şeyin kapının hemen
arkasında var olduğuna inanmaktır.
Eğer sen de odadaki adamsan önünde iki yol vardır;
Cebindeki anahtarı çıkartıp, anahtar deliğinden geçirip
kapının ardındaki dünyaya olan merakını giderebilirsin. Ancak bu durumda anahtar “UMUT”un içeri
sızdığı anahtar deliğini tamamen kapatır. Karanlıkta kalırsın bir müddet. “Kapının
ardından yeni bir karanlık çıkarsa” diye korkarsın. Kapı açılınca gözleri kör edecek kadar güçlü
bir ışıkla da karşılaşabilirsin, yeni bir karanlıkla da. Belki ışığın
güzelliğinden gözlerini alamaz bakmaya devam edersin. Sokak
lambalarının çevresinde dolanan küçük sineklerle benzer bir kaderi paylaşırsın belki de.
Sonuç başka türlü bir karanlık, görememenin karanlığıdır. Eğer aradığın güçlü ışık
çıkmazsa da kapının ardından, hayallerinde var olan ve seni kör edebilecek
ışığın peşine düşer, göz göre göre, gözün görür iken kör olmaya razı olur, ömürünü buna harcarsın. Bunun adı ise “AŞK” tır. Aşkın karanlığında yolunu
bulmak zordur. El yordamıyla ilerlersin nereye gittiğini anlamadan. Artık anahtar deliğinden içeri sızan ve yürüme yolunu az da olsa aydınlatan bir “UMUT” yoktur. İşte böyle zamanlarda ancak ve ancak masallarla yolunu bulabilirsin.
Bir var olup bir yok olan kahramanların yardımıyla. Karanlıkta
ilerlerken, kahramanlar ne yaptıysa aynısını yaparsın, onun bastığı yerlere basmaya özen gösterirsin. Onlar gibi yaşamaya
çalışırsın, çünkü masalların sonu mutludur, en azından çocukara anlatılanların.
Sevdiğinin gözüne girebilmek için belki ejderhalar ile dövüş tutmaya
kalkarsın. Tepegözleri düelloya davet edersin. Ormandaki cadının şekerden yapılmış evinden lolipop çalarsın onun için. Ama bütün bu
kahramanlıklara rağmen, ömrünü prenses tarafından öpülmeyi bekleyerek geçiren
bir kurbağa olduğunun da farkındasındır hani.
Diğer yol ise
zahmetsizdir. Tamamen karanlıkta kalmaya cesaretin yoktur belki. Belki de anahtarı cebinde saklayıp, delikten içeri sızan ışıkla mutlu
olabilmeyi bilmektir. UMUT hep sızar o delikten içeri. Yağmurlu bir günde, cumbalı
bir evin eski çatısından içeri
damlar ve yahut.
Karanlıkta oturan adam ayağa kalktı, elini cebine attı. Kapıya
yaklaştı. Anahtarı çıkardı cebinden. Üzerinde “ seni seviyorum “ yazıyordu
anahtarın. Anahtarı kilidine geçirdi ve çevirdi. Bundan sonra herşey aşağıdaki gibi oldu ve yeni bir üye edindi 3 nokta ...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder