3 Haziran 2012 Pazar

ÜÇ NOKTA AŞIKLAR DERNEĞİ


"Yazdıkları Yalnızca Yalnızlıklarından arta kalan bir adamdan hikayeler.."

Bazen bir şeyi çok istersin.. Neden istediğini, nasıl isteneceğini unutucak kadar çok.. Ama istediğinin olması için elinden hiçbir şey gelmez . İnsanların ellerinden hiçbir şey gelmemesi haline “UMUT” adı verilir. Zifiri karanlık bir odada anahtar deliğinden içeri sızan ışıktır umut. Aradığın ve istediğin  şeyin kapının hemen arkasında var olduğuna inanmaktır.


Eğer sen de odadaki adamsan önünde iki yol vardır;

Cebindeki anahtarı çıkartıp, anahtar deliğinden geçirip kapının ardındaki dünyaya olan merakını giderebilirsin.  Ancak bu durumda anahtar “UMUT”un içeri sızdığı anahtar deliğini tamamen kapatır. Karanlıkta kalırsın bir müddet. “Kapının ardından yeni bir karanlık çıkarsa” diye korkarsın.  Kapı açılınca gözleri kör edecek kadar güçlü bir ışıkla da karşılaşabilirsin, yeni bir karanlıkla da. Belki ışığın güzelliğinden gözlerini alamaz bakmaya devam edersin. Sokak lambalarının çevresinde dolanan küçük sineklerle benzer bir kaderi paylaşırsın belki de. Sonuç başka türlü bir karanlık, görememenin karanlığıdır. Eğer aradığın güçlü ışık çıkmazsa da kapının ardından, hayallerinde var olan ve seni kör edebilecek ışığın peşine düşer, göz göre göre, gözün görür iken kör olmaya razı olur, ömürünü buna harcarsın. Bunun adı ise “AŞK” tır. Aşkın karanlığında yolunu bulmak zordur. El yordamıyla ilerlersin nereye gittiğini anlamadan. Artık  anahtar deliğinden içeri sızan ve yürüme yolunu az da olsa aydınlatan bir “UMUT” yoktur.  İşte böyle zamanlarda ancak ve ancak masallarla yolunu bulabilirsin.
Bir var olup bir yok olan kahramanların yardımıyla. Karanlıkta ilerlerken, kahramanlar ne yaptıysa aynısını yaparsın, onun bastığı yerlere basmaya özen gösterirsin. Onlar gibi yaşamaya çalışırsın, çünkü masalların sonu mutludur, en azından çocukara anlatılanların. Sevdiğinin gözüne girebilmek için belki ejderhalar ile dövüş tutmaya kalkarsın. Tepegözleri düelloya davet edersin.  Ormandaki cadının şekerden yapılmış evinden lolipop çalarsın onun için. Ama bütün bu kahramanlıklara rağmen, ömrünü prenses tarafından öpülmeyi bekleyerek geçiren bir kurbağa olduğunun da farkındasındır hani.  

Diğer yol ise zahmetsizdir. Tamamen karanlıkta kalmaya cesaretin yoktur belki. Belki de anahtarı cebinde saklayıp, delikten içeri sızan ışıkla mutlu olabilmeyi bilmektir. UMUT hep sızar o delikten içeri. Yağmurlu bir günde, cumbalı bir evin  eski çatısından içeri damlar  ve yahut.



Karanlıkta oturan adam ayağa kalktı, elini cebine attı. Kapıya yaklaştı. Anahtarı çıkardı cebinden. Üzerinde  “ seni seviyorum “ yazıyordu anahtarın. Anahtarı kilidine geçirdi ve çevirdi. Bundan sonra herşey aşağıdaki gibi oldu ve yeni bir üye edindi 3 nokta ...







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder