BABAANNE!
Babaanne deyince, "Torunlarım tatilde geldiğinde koparacaklar! " diye diye yaz boyunca dokunulmayan ve ağacın tepesinde beklemekten iyice erişmiş, kocaman olmuş elmalar, armutlar, vişneler gelir aklıma. Sivas'taki evimizin önünde içinde çeşitli meyve ağaçları olan büyük bir bahçemiz vardı. Bütün çocuklar çocukluğunun en azından bir dönemini bahçeli bir evde geçirebilmeli. Ortaokuldan liseye geçtiğim yıl taşındık Sivas'tan İstanbul'a. Marmara'da deprem olmamış, Galatasaray kupayı almamıştı daha. O yıl önden annem, babam ve kız kardeşlerim gitti. Annemler, Dedem ve babaannem çok üzülmesinler diye beni kısa bir süreliğine onların yanlarına bıraktılar. Bir nevi organik yatıştırıcı gibiydim onlar için. Bir zaman sonra liseye kayıt zamanı gelip çattığında, artık benim için de gitme vaktiydi. Sivas'tan ayrıldığım gün dedemi ve babaannemi bıraktım geride. Bir de çocukluğum. Biz gidince kendilerini yalnız hissetmesinler diye çocukluğumu bıraktım yanlarına. Dedem ve babaannem gitti bu dünyadan. Çocukluğum ise hala oralarda, Sivas'taki eski evimizin bahçesinde bir yerlerde duruyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder