6 Şubat 2012 Pazartesi


HAYAT BİR DİLİM PEYNİRE BENZER



(Öncelikle soundtrack olarak şu linkteki  müziği yeni bir sekmede ya da sayfada açıyoruz, bittikçe de yeniden çaldırtıyoruz, 
sonra içimizden sesli sesli okuyoruz aşağıdaki satırları..)



Sevdiniz birinin sizi terk edip gidişini izlemek kadar acı veren bir şey yoktur. Yavaşça uzaklaşir. Sessizlik hakimdir..  (Someone Like You)

Memur babasının kıt kanaat geçinerek okuttuğu, sobalı evlerde yaşayıp, sobasız odalara girme korkusunu tadarak büyüyen,  orta direk ailenin gurulu genci, Fikret. İfadesiz ve hareketsiz bir şekilde Nalanın yüzüne bakmaktadır.. Gözler buğuludur.

Yüksek gelirli ailenin biricik ve de dünyalar güzeli kızı, akbil diye birşeyin varlığından bihaber ama sorsan ekmek kaç lira tereddütsüz söyler, Nalan.  Avrupa'da ekonomi tahsili görmüştür zira. Zengindir ve de gururludur o da ..   Az önce gerçeği, yalnızca gerçeği söylemiştir Fikret'in yüzüne, dobra dobra..


NALAN: Biz birlikte olamayız Fikret.. İmkansızı denemeye kalktık pekçok kez, olmuyor..  Ailelerimiz farklı, arkadaslarımız, yaşadığımız çevre.. Yoğurdu yeme tarzımız bile bir başka. Sahii yoğurdu neden üfleyerek yiyorsun Fikret? Benim dinlediğim pekçok müzigi daha önce senin hiç duymamış olman sana da garip gelmedi mi? Bazen derdin ki,  "Hayat bir dilim peynire benzer", ben gözlerine bakar gülümserdim, sarılırdım sonra sana ..  Açık konuşacam,  ne de olsa bu son konuşmamız, içimde hiç birşey kalsın istemiyorum. Söylediklerinle çoğu zaman ne anlatmaya çalıştığını anlamıyordum. Hala da anlamış değilim açıkçası ! Hayatın nesi bir dilim peynire benzer Allah aşkına ? Seni anlamadığım her anı ben aşka yoruyordum, aşk sanıyordum.. Bilmiyorum, belki de öyledir. Belki de aşk budur.. Anlamadan.. Anlaşamadan sevmek.. Aşk körü körüne bağlanmaktır, ha? Hıhh, Senin gibi konuştum Fikret.. Sen hala susacaksın di mi? Susan, anlaşılamayan adam.. Fikret..!..

Nalan hafif bir tebessüm eder adama.. Son bir kez yaklaşır öper yanağından Fikret'in..  Arkasını döner, hemen ilerdeki  arabasına biner.  Fikret ile ayrı dünyaların insanı Nalan, son model arabası ile ayrı dünyasına doğru uzaklasır yavaş yavaş..  Fikret'i detay plandan yüzden görürüz..  Fikret Nalan'ın onca lafina karşın tek bir kelime etmemiş,  dinlemiştir onu.  Aslında kendinden korkuyordur. Hani konuşmaya kalksa,  Nalan'ın o anlarda en çok duymayı istediği kelimeleri söyleyecektir  'Gitme ! Gitme  Nalan' . Bu nedenle Nalan'ın onca lafına karşın, uzaklara bakan Atatürk bakışı ile durmuştur, dakikalarca.. Gözleri buğuludur adamın.. Nalan arabasıyla uzaklaşıyordur.. Dikiz aynasından gittikçe küçülen Fikret'e bakar.. Bir zamanların büyük aşkı, dikiz aynasında git gide ufalmaktadır..


 Fikret buğulu gözlerine inat, dudaklarının zorlaması ile gülümser sonunda.. Cebinden yılların eskitemediği Nokia 3110 telefonunu çıkartır. Numaraları tuşlar.. Telefondan "Sayın müşteri ! Bakiyeniz yetersizdir. Arama yapmak icin lütfen kredi yükleyiniz " sesli mesajını dinler sonuna kadar. Nalan'ın terk etmesi ile duygusal anlamda zaten doruk noktasına ulaşan Fikret, telefondaki sesin kontörünün bittiği gerçeğini de  yüzüne vurması ile birden hüngür hüngür ağlamaya başlar.. Bu onun çocukluğundan beri ilk defa gözleri yaşarıncaya kadar ağlamasıdır.  Telefonu ile bu sefer ödemeli arama yapmayı dener.. Telefon açılır karşıdan;
Karşıdaki ses  zor zamanlarda hep yanında olan Kadir Savun kılıklı, iri yarı çocukluk arkadaşı Aykut'tan başkası değildir.

AYKUT :Ulan Fikret bi kere de normal ara ulan..  ya ödemeli arıyorsun ya çaldırıp kapatıyorsun insafsız herif...
FİKRET: ......
AYKUT: Fikret... ?


.. Normalde çocukluk arkadaşı Aykut'un bu sözlerine "istemezsen aramayız ulan.. kontürüm olunca az mı kullandın benim telefonumu.. Hem geçen  kurban bayramında, bedava dakkalarım vardı, onları da sen bitirmemiş miydin ? " tarzi cevaplar veren Fikret, bu sefer hiç  ses etmemiştir..  Aykut birsüre sonra Fikret"in hıçkırık seslerini farkeder..






AYKUT:  Fikret ? .. ağlıyor musun sen? Fikret! .. İyi misin oğlum..  Fikret nerdesin?  Fikret!  Konuşsana !
FİKRET: Gitti abi.. Nalan gitti..  Nedim'in  birahaneye gelsene.. oturalım biraz..
AYKUT: Tamam oğlum birazdan orada olurum, ben gelene kadar bir yere ayrılma..
FİKRET: Abii gelince ara beni.. hemen gelirim, zaten yakınlardayım.. kontürüm yok... Nalan yok.. hayat bi vurdumu ardı arkası kesilmiyor di mi? Oysa  80'li yıllarda çocuk olmak nasıl da güzeldi be abim..
AYKUT: Gelince konuşalım herşeyi,  üzme kendini..
FİKRET: Abiii..
AYKUT: Efendim koçum..
FİKTER: Abii, hayat bir dilim peynire bezer be abi..
AYKUT: Ne..???...
.
.
.
.

Peynir diyodun telefonda.. ?

Mutsuz SON.. Belki de Mutlu bir ORTA.. 





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder