"Üç kat daha zor olur sabahları soğuk havada uyanmak. Hele bir de perdenin açık kalan aralığından yağmaya devam eden karı görürsek. Böyle zamanlarda seni düşünmezsem ısınmaz içim, asla kalkamam yatağımdan..
Aynı ilkokul günlerimdeki gibi.
Hani kar yağıyordur. Okula yetişmek için bir an önce önlüğünü giymen ve kahvaltını yapman gerekir. İstemeye istemeye çıkarsın yatağının içinden. Kar şimdiden beyazlamıştır bile yolları, çatıları, park halindeki arabaları, bahçeyi.. Ve işin güzel tarafı aynı karın okulun yollarını da beyazlamış olmasıdır. Üstünü giymeden, yalınayak soğuk yerlere basarak, televizyonun bulunduğu odaya gidersin. Oturma odasına ait yeryüzü daha fazla mı soğumuştur ne!
Televizyonu açıp kanal kanal gezersin.. Fakat hiçbir "Günaydın Türkiye..." programı, okulların o gün tatil olduğundan dem vurmaz. Hiç bir alt yazıda yazmaz " Valilikten yapılan açıklamaya göre yoğun kar yağışı nedeni ile ilk ve orta dereceli okullarda...." tarzında güzel bir yazı. Evden çıkış saatin yaklaştıkça umudun tükenir. Dünyanın sonu gelmiştir senin için. O anlarda Maya takvimine göre 2012'nin sonlarındadırsın.. Çünkü hiç bir sabah bülteni seni sıcak yatağına geri göndermenin haberini vermemiştir. Montunu giyip evden çıkmak üzereyken, keşke şöyle olsa diye geçer aklından , ne bileyim vali çıksa canlı yayına dese ki " Duyduk duymadık demeyin değerli vatandaşlar, sevgili hemşehriler.. Okullar tatil bugün, çok kar yağıyor yahu.. Yavrucuklarımız, sıcak yataklarında saat 10'a kadar yatabilirler, tamm tamm hadi 11 olsun ama bu son tammm mı? ". Oysa o haber, televizyonun bimem kaç tane kanalının hiç birinden gelmez, buna uydu ve kablolular da dahildir. " Kaliteli ve ilkeli yayıncılık batsın ! Kar tatili haberini veremedikten sonra! " dersin ve çıkarsın evden istemeye istemeye.
İşte senden haber alamadığım günlerde aynı o sabahlarda hissettiğim iç sıkıntısını hissediyorum. Beni sensiz, senden habersiz bırakma..
Sonra karlı yollara basa basa okula gidersin, ki o anlar çok eğlencelidir, hırc hırc gibi garip ama güzel bir ses çıkar bastığın her çiğnenmemiş kar yığınından. Okula varmışsındır. Bütün arkadaşların senin yaptığının aynısını yapmıştır sabah kalkınca. Hepsinin yüzünde okulların neden tatil olmadığına dair bir üzüntü, bir hak yenilmişlik belirtisi vardır. Herkes isyankardır o anlarda. Zil çalar, ki bu eski çeşit zil sesidir, o zamanlar henüz dijital olarak Beethoven ya da Hababam Sınıfı müziği yoktur piyasada, herkes toplanır giriş kapısında sıralar halinde. Müdür bir açıklama yapar, "Çocuklar okullar bügün tatil edildi, evlerinize dağılabilirsiniz." Posbıyıklı müdür o kadar da kötü biri değil midir ne, şimdiye kadar yaptıklarını affettim diye düşünürsün. Çünkü o güne kadar aldığın en güzel haberdir bu. İkinci güzel haber ise bir önceki seferde aldığın kar tatili haberidir, ve üçüncü güzel haber ise daha önceki bilmem ne tatili haberi.İşte seni ne zaman görsem, aynı o günlerimdeki kar tatili haberini yeni almış çocuk gibi seviniyorum.
Beni sensiz, senden habersiz bırakma..
"
Sultan o sabah nedense erkenden uyandı.. Hava çok soğuktu. Pencereden dışarı baktı. Kar yağmaya başlamıştı yeni yeni.. Sonra cam kenarında bir şey fark etti.. Üzerinde yeni yeni kar tutmaya başlamış kağıttan bir kurbağa idi bu. Pencereyi açtı, kurbağayı içeri aldı. Islanmıştı. Sonra kurbağanın içinde birşeyler yazdığını fark etti. Kurbağayı katlarından açarak, kağıda baktığında yukarıdaki mektup ile karşılaştı.. Yazarı meçhul bir mektup daha..Terzi Deli Hasan Usta'yı mı anlatacaktım ? Belki daha sonra..

Hem belki bu arada vali çıkagelir yanıbaşına, elini omuzuna pıtlatarak "Hadi tatilsin, git evine, yatağında saat ikiye kadar yat. Sen gitmeden yatağını da ısıttırdım ayrıca, sen hiç merak etme ! Bilseydim böyle olacağını sabah hiç evden çıkma derdim ama, işte belli olmuyor havanın hali.. Haa bu arada patronunla filan konuştum, merak etme, o da izin veriyor.. Hadii.. hadi git.. hadiii giiit.. Üç maaş da ikramiye.. lan giiit ! "

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder